KAYIT GİRİŞ

12. Sezon 7. Bölüm Replikleri

Paranormal

Freedom Seviye 48

SERBEST KÜRSÜ

1 yıl önce - 10B okunma

Bu konunun içeriğini göremezsiniz

Sitemizde kullanıcılarımızın açmış olduğu konuları ziyaretçilere gösteremiyoruz. Bunun sebebi, büyük emekler ile oluşturulan içeriklerin bu dizi topluluğunu ileriye götürmesini istememizdir.

Lütfen bu konuyu görmek için 10 saniyenizi ayırıp aşağıdaki butonlarda herhangi birine tıklayarak ücretsiz kayıt olunuz. Kayıt olarak hem tüm içeriklere ücretsiz olarak erişim sağlayabilecek hem de aynı diziyi izlediğiniz insanlar ile tanışabileceksiniz.

YORUMLAR
Lucitiel
Bayıldım bu konuya. Sık sık göz hapsine alacağım ve yorum yapacağım. Tam benlik. Ellerine sağlık kardeşimm Emoji

Bugün size okuduğum en ilginç paranormal olaylardan birini anlatmak istiyorum.

Hesapta Olmayan Görüntü :

Avustralyalı bir fotoğrafçı olan Cames Cainer, ormanların arasında değişik ağaçların ve de yaprakların fotoğraflarını çekiyordu. Çevrede ise hiç kimse görünmüyordu. Fakat film banyo edildiğinde fotoğrafta Viktorya dönemine ait giysiler içinde bir kadın görüntüsünün açık seçik yer aldığının farkına vardı.

Hatta bunu konu olarak ta tartışalım isterim. Fotoğraflarda çıkan hayaletler hakkında ne düşünüyorsunuz ? Birçok insnaın başına gelmiş bir durum.


25 Mayıs'ta yayınlanmış bir haberi de sizlerle paylaşmak istiyorum :

''Avustralya’nın Queensland eyaletinde Felicity Cole isimli ünlü fotoğrafçı, bir mekan içi fotoğraf çekiminde hayatının en tuhaf karesini yakaladı.''
Lucitiel 691 YIL ÖNCE6YANITLA
Brave
Abla fotoğraf ispatlanmış mi ? Sonuçta böyle şeyler fotoşok olabiliyor yani. Merak ettim araştıracağım şimdi
Brave 881 YIL ÖNCE1
bitchface
Bokta çıkabilir güvenemiyorum da hdhshs şaka bi yana tırsmadım değil yani djjdsj
bitchface 71 YIL ÖNCE0
Melkor
Bir şeyler yazardım ama tövbeliyim.
Melkor 991 YIL ÖNCE3YANITLA
Freedom
Ekmek kır başında Emoji bir de utanmadan tövbe etmiş ya xd
Freedom 481 YIL ÖNCE2
Freedom
Farkındalık



Düşünebilme kabiliyetimizi kontrol altına almak farkındalıktır. Mesela bir mekana gittiğimizde orada önceden yaşamış olduğumuz kötü bir anı aklımıza gelmesi istem dışı gelişen bir olaydır. Bu kötü anılar aklımıza geldiğinde bütün günümüzün kötü geçmesine sebep olabilir. Farkındalık sahibi olmuş olsaydık bu anımızı hatırlamayı ve hatırlamamayı kontrol edebilirdik. İnsanı bilgisayar gibi düşünürsek farkındalık sahibi olmayan insanların "kötü anılar" klasörü sürekli istemsizce açılmaktadır. Yani bilgisayarları aslında virüslüdür. Farkındalık sahibi olmak "kötü anılar" klasörünü açma yetkisini elinde tutmaktır.

İnsan anda kalınca tepkisiz ve dingin olur. bir kitap okurken andasınızdır ve tepkisiz olursunuz ama kitap okurken aklınıza hayaller vb. şeyler geldiğinde farkındalığınız azalacak ve yaptığınız işe odaklanamayacaksınız.

Kendimizi tanıtmamız söylendiğinde hep " .... seven .... yapan .... şekilde biriyim." şeklinde tanıtırız. Aslında tanıttığımız kişi biz değiliz çünkü biz daha kendimizi tanımıyoruz. Anlattığımız özellikler hep sonradan kazandığımız bize sonradan kazandırılan özelliklerdir. Bir bebek özgür doğar, bembeyaz bir sayfa gibi doğar. bir bebek çok kötü düşünemez veya bir bebek bir şeye çok fazla üzülemez.

Özgürlük nedir peki? “Engelden, sınırlamadan, zorlamadan kaçmak özgürlük değildir. Özgürlük bir şeyden özgürlük değildir, kendinde bir şeydir. Lütfen bunu anlayın. Hapishaneye atılan bir tutuklu bir nedenle kaçmak ve özgür olmak ister. Yalnızca kaçmayı düşünür. Öfkeliysem, öfkeden kaçabildiğim anda özgür olacağımı duyumsarım. Kıskanç isem, kıskançlıktan kurtulmak özgürlük değildir; kaçmak, kurtulmak, bastırmak aynı şeyi bir başka yoldan dışa vurma biçimidir; özgürlük değildir. Özgürlük bir şeyden özgürlük değildir, kendinde bir şeydir. Bir şeyi o olduğu için sevmek özgürlüktür. Size ün ya da konum kazandırdığı için değil, resim yapmayı sevdiğiniz için resim yapmakta özgürlük vardır. Okulda resim yapmayı seviyorsanız, bu sevgi özgürlüktür ve bunun anlamı zihnin bütün yollarının şaşırtıcı bir biçimde anlaşılmasıdır. Ayrıca bir şeyi size getireceği ödül ya da ceza için değil, yalnızca o olduğu için yapmak çok kolaydır. “Bir şeyi o olduğu için sevmek özgürlüğün başlangıcıdır.” Bir şey yaparak veya yapmayarak özgürlüğe ulaşılmaz. >>Jiddu Krishnamurti<<

Farkındalık nihayetinde düşünebilme merkezimizin kontrolünü geri almamızdır.
Farkındalık, iyi veya kötü bir insan olmak değildir.
Farkındalık öncelikle “Bunu düşünmeyi ben mi istedim yoksa istemsizce aklıma mı geldi?” ayrımını yapabilmektir.(Kaynak: Farkındalığın Farkındalığı)
Freedom 481 YIL ÖNCE3YANITLA
J2msexual
Yorumlara baktığımda Slender Man'in yazılmadığını gördüm ve sevindim Emoji
Size Slender Man'den bahsetmek istiyorum.

Slender Man ya da Slenderman (Türkçe anlamı: Zayıf Adam), bir paranormal korku karakteri. İlk olarak Something Awful sitesinde bir İnternet geyiği olarak çıkmıştır. Sonradan ünü artmış ve birçok video oyunu, film, dizi ve başka İnternet geyiklerine konu olmuştur.




Özellikleri ise; boyunu istediği uzunluğa getirebilmesi, kollarını istediği uzunluğa getirebilmesi, yüzünün olmaması, kamufle olabilmesi, ince olması, yaklaştığı kişinin görüş açısını bulanıklaştırması, her zaman takım elbise giymesi ve kurbanlarında paranoya, uykusuzluk, öksürük nöbeti gibi hastalıklar bırakması olarak sıralanabilir. Kurbanlarını öldürmek için 8 tane not bırakır ve kurbanını kendisine fark ettirmeden, öldüreceği bir ormana götürür.Kurbanları genelde çocuklar olur. Onu çekmek veya sesini kaydetmek isteyen makineleri bozar.



Hatta başka bir kaynaktan bulduğum kadarıyla da şöyle yazıyor:
Amerikalıların korkulu rüyası olan Slender Man, sahte hayalet fotoğrafları üretmek ve yayımlamak gibi eğlenceli ve “garip” bir amaca hizmet eden”Something Awful” forumları tarafından oluşturulan yüzü olmayan, takım elbise giyen, normal bir insanın iki katı kadar uzun ve bazı kişilerin gerçekten gördüğü (!) iddaa edilen bir yaratık.
Efsaneye göre kollarını dilediği zaman uzatıp kısaltma özelliği olan bu paranormal yaratığın sırtında da yüzgeç gibi eklemleri olduğu söylenmektedir. Slender Man’ın gizli güçleri sayesinde rakiplerinde hafıza kaybına yol açma, uykusuzluk, paranoya ve “slendersickness” olarak adlandırılan öksürme nöbeti, fotografik hafızada çarpıtma gibi rahatsızlıklara yol açabiliyor. İstediği zaman kendini ışınlama özelliği de olan bu paranormal karakter, rakipleri üzerinde oldukça büyük üstünlük kuruyor.

Slenderman nasıl hareket eder, ne yapar?

Başlangıçta sadece çocuklara gözüken Slenderman amacını değiştirdi. Artık daha garip şeyler peşinde.
İnsani olduğu için topluluklarda farkedilmeden uzun süre durabilir.

Hedefini uzun süre hareketsizce izler. Bu yüzden farkedilmesi zordur.

Genel amacı hedefinin psikolojisini bozmaktır.

Onun fotoğrafını çekmek, sesini kaydetmek, filme almak isteyenlerin aletlerini bozuyor. Ses kayıtlarında belirli belirsiz gürültüler oluşuyor, görüntülerde ise karıncalanma oluyor.

Slenderman’in insanları neden izlediği ve sonucunda ne yaptığı henüz bilinmiyor.

J2msexual 81 YIL ÖNCE1YANITLA
Freedom
Lucid Dreaming



Lusid rüya kısaca açıklamak gerekirse, gördüğümüz rüyaları kontrol etme olayıdır. Hayal gücünle sınırlı olan lusid rüyada aklına gelebilecek her şeyi yapmak mümkündür. Lusid rüyada yaşadıklarımız hayal ürünüdür ve zaman kavramı yoktur.

Dibine kadar özgür olduğumuz bu alemde tamamen kendi iç dünyamıza gidiyoruz. Uçmak, yaratmak, tasarlamak, test etmek vb. kavramlar için başlangıç diyebiliriz. Bu dünyada kendimizi geliştirmek mümkün.

"Zararları var mı?" sorusu sorulursa eğer, ufak tefek zararlar söz konusu demek zorundayım. Bu ufak tefek dediğim sorunlar çok büyük sorunlara da dönüşebilir. Tamamen bu işi yapanın kişiliği ve yaşadığı hayatla ilgili sorunlar.
"Yaşadığım hayat bana çok sıkıcı geliyorsa hiç zevk alamıyorsam ve lusid yapmayı başardıysam bu alemde istediğim her şeye sahip olabilirim ve hayallerimi gerçekleştirebilirim." gibi düşünceye sahip bir kişinin lusid yapması sakıncalı olabilir. Yaptığı takdirde sürekli tekrarlamak isteyecek ve uyku aşığı olacaktır.

"Sürekli uyumak ve uykuyu düşünmek hatta uykudan sadece temel ihtiyaçlar için uyanmak" böyle bir durum söz konusuysa ölüme kadar gidebilecek bir düzensizlik söz konusudur.

Bir insanı ölüme götürebilecek bu olayı sadece zihinsel fonksiyonları çalışan (yatalak) bir insanın uyguladığını ve o hasta haliyle biraz bile olsa mutluluğu yakaladığını düşünün.
Freedom 481 YIL ÖNCE1YANITLA
DavyJones
Bir ara kendimi yatağımda uyurken görmüştüm ama rüyanın kurgusu çok saçmaydı.Bundan önceki gördüğüm rüyayı hatırlamıyorum, rüyadan uyandığımı sanmıştım.Gece uyanınca genelde sigara yakıp yatarım.O gece de öyle yaptım.Masadan paketi almak için kalktım yaktım arkamı döndüğümde yatakta uyuyordum.Sonra bir heyecan bir korku tekrar açtım gözlerimi.Uyandığımda beynim allak bullaktı.Yatakta 5-10 saniye olanları çözmeye çalışmıştım.
DavyJones 491 YIL ÖNCE0YANITLA
Beyzaebru
Aslında bunu bir kez gördüğün için şanslısın. Ablam her gece görüyor aynı rüyayı. Ama merak etme, sırf ablam için baktığımdan biliyorum. Sadece bilinçaltının sana bir oyunu. Yorgunluk, stres gibi etkenler de var tabii ki.
Beyzaebru 341 YIL ÖNCE0
Freedom
Görmüş olduğun şey bir rüya olabilir, bilinçaltının bir oyunu olabilir veya zihnin özgürleşmesi olabilir. Buna tanı koymak çok zor. Bu olayı sürekli yaşıyorsan bunun ne olduğunu çözmek istiyorsan yardım alarak çeşitli yöntemlere başvurulabilir.

Mesela; Kardeşin var ise yatmadan önce 3 haneli bir sayıyı sana göstermeden senin kapına veya dolabına yakından bakınca görülebilecek bir büyüklükle yazsın. Aynı olayı yaşadığında sayının yanına gidip öğren ve uyandığında sağlamasını yap. Emoji
Freedom 481 YIL ÖNCE0
DavyJones
Dediğim gibi bir kere oldu. Uyandım sandım ama uyuyormuşum. İlgim var aslında bu tür şeylere. Dediğin şeyleri denemiştim renktir sayıdır ama pek başarılı olamadım. Aksine uyandığımda yorgun hissediyordum kendimi.Durum böyle olunca denemeyi bıraktım. Emoji
DavyJones 491 YIL ÖNCE0
Freedom
Telepati



Beş duyu organımızın haricinde de iletişim kurabilmemiz mümkün. İşte Telepati, duyu dışı algılama becerimizdir. Tüm insanlar Telepati yaparlar ama bunun şuurunda olmazlar. Mesela altıncı his denilen birşey vardır. İşte bu Telepati’den öte bir şey değildir. Yine aynı şekilde bazen çalan telefonun kim olduğunu tahmin ederiz. Yada yolda yürürken bir arkadaşımız aklımızdan geçer ve sonra onunla karşılaşırız. İşte tüm bunlar günlük hayatta farkında olmadan yaptığımız Telepatilerdir.

1850’li yıllardan günümüze kadar yapılan telepati araştırma sonuçları konuyla ilgili anlayışlarımızda değişime yol açmaya devam etmektedir. Özellikle son yıllarda modern bilimin ulaştığı sonuçlar telepati konusuna çok farklı açılardan bakabilme imkanını bize sağladı. Yüzyılımızın başında telepati deyince iki veya daha fazla sayıda insanın birbirlerinin duygu ve düşüncelerini anlamaları olarak gayet sade bir şekilde açıklanıyordu. Fakat artık bu tanımın telepati için oldukça yetersiz olduğu anlaşılıyor.

Telepatinin Avrupa’da ilk olarak gündeme gelişi 1700’lü yılların sonlarına doğru gerçekleşti. Bu olay, 1750 ve 1759 yılları arasında teoloji, felsefe ve hukuk öğrenimi gören fakat sonra tıp alanında kendini yetiştirmek için Viyana Üniversitesi’ne kaydını yaptıran Alman Doktor Franz Anton Mesmer’in manyetizma ile ilgili çalışmaları sonucunda oluşmuştur. Mesmer insanların birtakım evrensel güçleri birbirlerine aktararak bazı rahatsızlıkların giderilebileceğini savunmuş ve bu enerji akışına da Manyetizma adını vermişti. Gerçekten de o dönemlerde tıbbın iyileşemez fikrine ulaştığı birçok hastayı teşhis ve tedavi etmeyi başarabilmiştir. Fakat hayatının geri kalanı, kendisine yönelen şarlatanlık suçlamalarını savunmak zorunda kalmakla geçmiştir.

Bu çalışmalar esnasında manyetizörler süjelerini hipnozun bir türü olan somnambül denilen bir çeşit transa sokuyorlar ve bu esnada birtakım enerjiler hastaya aktarıyorlardı. Fakat operatörler beklemedikleri bir şeyle karşılaştılar; hastaları trans esnasında operatörlerinin ne düşündüklerini algılayabiliyorlardı. Doğrudan bir telepati ile karşılaşılmıştı fakat çok az insan manyetizma ile uğraştığı için bu çalışmalar bir süre sonra unutulup gitmişti. Ta ki 1850’li yıllarda ortaya çıkan, önce Spiritüalizm sonra Metapsişik araştırmalar dönemine kadar.
Metapsişik konularla ilgilenen bilim adamları bundan yaklaşık 150 yıl önce telepati ve diğer psişik konularda oldukça etkileyici ve sonuç getiren deneyler yaparak, araştırmalarında başarılı oldular, bu çalışmalarını belgeleyerek, pek çok eser yayınlayarak bu konuyu hemen hemen sonuçlandırdılar. Yani telepatinin ispat dönemi o yıllarda bitmiştir diyebiliriz.

1900’lü yıllara geldiğimizde bu türden fenomenleri tanıyan, deneyleyen fakat bunların sebebini herhangi bir ruhsal faaliyet olarak görmeyen, insanı psişik bir yapıdan yoksun tanımlayan bazı bilim adamları ise diğer ekollerden koparak konuyu materyalist açıdan değerlendiren parapsikoloji alanında çalışmalarını devam ettirdiler.

Parapsikoloji birçok paranormal olayı kapsamı altına alıyor fakat bunları “ruh” ve “psişe” kavramından bağımsız bir şekilde açıklamaya çalışıyordu. Sonraları oluşturan “PSI” enerjisi kavramıyla bu boşluğu doldurmaya çalıştılar. Dolayısıyla parapsikologlar laboratuvarda yapmış oldukları sayısız deneylerle telepati ve benzeri fenomenleri okült alanın dışarısına çıkarıyor fakat bunların açıklamasına, nedenlerine, nasıl ortaya çıktıklarına gelince pek başarılı olamıyorlardı.

Telepati konusundaki çalışmalarında da bu böyle olmuştur. Elbette ki aldıkları sonuçlarla o dönemlerde parapsikolojik çalışmalarda büyük bir ses getirmiştir. Özellikle telepatinin hangi şartlarda daha yoğun bir şekilde gerçekleştiği, sempatik bağın telepati üzerindeki güçlü etkisi, istatistik ve ihtimal hesapları, telepatinin zaman ve mekanla ilgisi, telepatik yolla oluşturulan trans, rüyada telepati, bitkiler ve hayvanlar üzerinde telepatik çalışmalar parapsikolojinin başarılı olarak düşünüldüğü alanlardır. Fakat Duyular Dışı Algılamaların mekanizması konusundaki teoriler ya birçok parapsikoloğun tartışmaları arasında eriyip gitmiş ya da açıklamalar için son derece yetersiz kalan araştırmalarla sınırlı kalmıştır.

1930’lardan 1960’lara kadar bu böyle süregelmiştir. Ta ki Rusların ve ona bağlı Demirperde ülkelerinin bu dönemlerde konuyla ilgili araştırmalarını yoğunlaştırıncaya kadar. Rusların bu konuda yapmış oldukları araştırmalar ve sonuçları birçok batılı parapsikologda büyük bir şaşkınlık etkisi yarattı. En uzak mesafelerde telepati deneyleri, telepatik trans ve telepatik telkin konuları, hayvanlara gönderilen telepatik telkin çalışmaları ve askeri alanlarda yapmış oldukları gizli çalışmaları ile Ruslar konuyla ilgili dünyadaki liderliklerini uzun bir dönem kimseye kaptırmadılar.

Fakat gerek Rusya ve ona bağlı ülkelerde gerek Batı’daki parapsikologlar, bundan yaklaşık 100 yıl önce Metapsişik biliminin ortaya koydukları gerçeklerin ispatı peşindeler ve önlerinde materyalist realitenin getirmiş olduğu engeller var olduğu müddetçe, pek de ilerleyecekleri görünmüyor.

Metapsişik araştırmacıları ile parapsikologları birbirinden yollarını ayırmalarına neden olan en önemli özelliklerden biri de öte alem araştırmalarıdır. Parapsikologlar hiç bir zaman bu konuya değinmek istememişlerdir. Oysa metapsişik çalışmaların da büyük bir oranda ileriye yönelik önünü açan konu bu olmuştur. Fizik ötesi dünyanın yasaları anlaşıldıkça fizik yasalar ve paranormal olaylar daha geniş bir çerçevede anlaşılmaya ardından da farklı türlerden fenomenlerin ortaya çıkıp incelenmesine sebep oldu. Örneğin Ölüme Yakın Deneyimler, Beden Dışı Deneyimler, regresyon çalışmaları, doğum öncesi hayatı hatırlama çalışmaları ötealemle irtibat v.s.

Sonuç itibariyle metapsişik çalışmalar insan varlığını birçok yönüyle ele alarak onu, sadece dünyaya tesadüfen doğmuş bir varlık olarak değerlendirmemiştir. Böyle olunca da bilgi edinme yöntemleri diğer bilimlerden daha farklı olmaktadır.

Şimdi telepatinin tanımından başlayarak bu anlayış farklarını ve bunların nasıl oluştuğunu bir parça inceleyelim. Bir parapsikoloğa göre telepatinin tanımı aşağı yukarı şu şekilde olmaktadır: “Telepati düşünceler arasında doğrudan doğruya bağlantı kurulmasıdır. Bilinen duyular, ya da herhangi bir araç kullanmaksızın, her türden düşünce ve duygunun zihinden zihne gönderilip, alınması tarzında yapılan bir haberleşmedir.”

Metapsişik disiplin bu tanıma katılmakla beraber şunları da eklemektedir: “İki zihin veya ruh arasında imaj, fikir, sembol tarzında ortaya çıkan etki alış verişidir, insan zihninin ve psişik varlığının zamanla yozlaşmış bir yeteneğidir. Telepati mantal seviyedeki birçok psişik ve spirit olayların, fenomenlerin esası olmasından dolayı önemlidir. Ruhsal irtibatlar, -medyomsal celse çalışmalarında olduğu gibi- derin telepatik bir birleşmedir. Telepati, evrensel bir bilgi iletişim aracıdır.”


İlk etapta telepati deyince herkesin aklına bir kişinin diğer bir kişinin tüm düşüncelerini olduğu gibi kelime kelime algıladığı gelmektedir. Oysa bugün telepatinin mekanizması için aynı şeyleri söylemek biraz zordur. Telepatide kelimelerle değil imajlar ve birtakım sembollerle düşünce alış verişi yapılır. Eğer kelimelerle telepati gerçekleşseydi iki farklı kültüre ait insanın birbirini anlaması çok zor olurdu. Oysa bunun yapılmış deneyleri vardır. Farklı ülkelerden, birbirinin dillerini hiç bilmeyen kişiler de telepati deneylerinde oldukça başarılı oldular.

Diyelim ki gönderici olan kişi kalem objesini seçmiştir. Bu kişi oturup kalem yazısına bakmıyor. Kalemin şekline bakarak o objenin zihninde uyandırdığı sembol veya imajı gönderiyor. Alıcı olan kişi ister İngiliz olsun ister Fransız oda göndericinin zihnindeki imajı yakalıyor.

Bu konuyu dünyada konularla ilgili ün yapmış psişik hassas Ingo Swann “DDA” kitabında kendi başına gelen deneylerden yola çıkarak çok güzel anlatmış. Yapmış olduğu durugörü deneylerinde önce kendisinden uzakta veya kapalı bir yerdeki nesneleri anlatması isteniyor, ilk denemelerde %20-%30’luk bir başarı elde ediyordu. Daha sonra gördüğü resimleri anlatamadığını onları imajlar şeklinde algıladığı için çizmek istediğini belirtiyor ve bu şekilde çizim yaparak başladığı deneylerde de %80, %90’lara varan bir başarı yakalıyordu. Dolayısıyla imge ve imajinasyon yeteneği tüm psişik yeteneklerin odak noktasını oluşturmaktadır.
Telepati ruhsal bir yetenek olduğu için şu anki zaman ve mekanın hiç bir sınırlamasına maruz kalmaz. Örneğin Einstein’ın ünlü teorisine göre hız bir zaman ve mekan ilişkisidir. Düşünce hızı şu ana kadar bilinen hızlardan yani ışık hızından dahi daha hızlıdır. Şimdi bizden yaklaşık 8 ışık yılı uzaklıkta bulunan Alfa Zentrum yıldızına çok güçlü bir ışını buradan yollamış olsa idik, bu ışık oraya yaklaşık 8 yıl sonra varacaktır. Diyelim ki orada bulunan bir dostumuz ile telepati denemesi gerçekleştirsek bizim düşüncelerimiz düşündüğümüz anda orada olmaktadır. Fakat ışık 8 yıl sonra oraya varacaktır. Nitekim Apollo 13 uzay uçuşları esnasında başarıyla gerçekleşen telepati deneyi bu teorinin aslında pratik olarak bir ispatıdır. Çünkü burada artık yakın mesafeler söz konusu değildir.

Telepatik iletişim herhangi bir zaman ve mesafe tanımamaktadır. Aslında hiç bir psişik yetenek zaman ve mekan tanımaz çünkü psişik yeteneklerimiz beyne ait özellikler değil psişeye ait, ruha ait özelliklerdir. Aslında her şey ruhsal doğanın bir yansımasıdır. DDA (Duyular Dışı Algılama) fizik duyuların bir uzantısı değildir, fizik duyular ruhsal doğanın bir uzantısıdır. Algılama dokunma duyusu şeklinde başlayıp ruhsal algılamaya kadar uzanır.

Dolayısıyla telepati bizlerin dar bilinç yüzeyinde gerçekleşen bir fenomen değildir. Algıladığımız herhangi bir duyular dışı enformasyon öncelikle bizim bilinç dışı dediğimiz alanda tezahür eder. Ve orada bir takım değişimlere uğrayarak örneğin sembollere bürünerek bilinç alanımıza çıkar ve bu şekilde bir DDA elde etmiş oluruz. Aynen sezgilerimiz gibi. Sezgilerimizin de işleyiş mekanizması buna benzemektedir. Bize ulaşan herhangi bir bilgi bilinçaltında bir süre bekler. Bazen çeşitli yorumlara bürünebilir ve bizim bilinç alanımızda boş bir alan yakaladığında o bilgi hemen bilinç üstüne çıkıverir. Fakat sezgileri telepatiden ayırt eden en önemli husus; telepatide herhangi iki insanın birbirleriyle gerçekleştirdikleri bilgi veya duygu alış verişi söz konusu iken sezgiler bizim üst bilincimizden, ruhsal dünyadan veya rehber varlıklardan gelmektedir.

İşte telepatların veya yüksek psişik hassasiyete sahip medyomların kolay bir şekilde telepatik algılamayı gerçekleştirebilmeleri onların bilinçaltında yer edinen tesiri bilinç üstüne çok az bir yorumla ve rahat bir şekilde geçirebilmeleriyle mümkün olmaktadır.

Her birey dış dünyadan sayısız enformasyon edinir ve çok az kişi bunları olduğu gibi, sembolsüz yorumlayabilmektedir. Ve bu kimselere de psişik insan veya hassas kişi demekteyiz. Bazı medyomlar bu yetenekleri sayesinde öte alemdeki varlıklarla da iletişime geçebilmektedirler. Onlarla telepatik bilgi alış verişi imkanı vardır. Hatta bedensiz varlıklarla telepatik iletişime geçmenin bedenli varlıklardan daha kolay bir şekilde gerçekleştiği belirtiliyor. Çünkü karşıdaki varlığı maddeye bağlayacak herhangi dünyasal bir aracı bulunmamaktadır. Fakat bu parapsikolojinin değil metapsişik araştırmacıların konusudur ve medyomluk başlığı altında incelenmektedir.
Ruhsal dünyayla telepatik olarak bağlantı kurabildiğimiz gibi aslında telepati ruhsal dünyanın iletişimi veya ana lisanıdır. Bugün metapsişik bilimin ulaştığı ilginç konulardan biri de bu olmuştur.

Metapsişik bilimi ötealem araştırmasına devam ederken bilim adamları da bu arada hücreler arası telepatinin mevcudiyetini kanıtlamışlardır. Ve “Telepati Hücrede Başlar” isimli bir makaleyle de bu buluşlarını kamuoyuna duyurdular. Geçtiğimiz yıllarda Rus bilim adamları iki farklı odacığa koydukları aynı tip hücrelerin birbirleriyle aralarında herhangi bir bağ olmadan haberleşebildiklerini keşfettiler. Pratikteki bu keşfin teorik sonucu aslında tüm hücrelerin, birbirleriyle mükemmel bir şekilde telepatik olarak haberleşiyor olmalarıdır.

Hücrede görünen bu telepatik iletişimin son yıllarda kuantum araştırmalarıyla beraber ataomaltı düzeyde de gerçekleştiği ispatlanmıştır. Birbirine zıt yönlere gönderilen iki foton, birbirinden ışık yılı uzaklıkta da olsalar birbirleriyle ilişkilerini yitirmiyorlar. Fotonlardan biri yönünü değiştirdiğinde diğeri de yön değiştiriyor. Bunlardan herhangi birinin herhangi bir özelliği ölçülmeye karar verildiğinde aynı özellikleri evrenin bir başka yönündeki eşi de sanki birbirleriyle haberleşiyorlarmış gibi aynı anda yanı özellikleri sergilemektedir. Evrende ışıktan daha hızlı bir şey yok kabul edildiğinden, aradaki bağın ne olduğu bir türlü çözülemiyordu. Fakat bu “lokal olmayan” bağlantıların zaman ve mekanı aşan özelliklerinin esrarı 1960’lı yıllarda John Bell tarafından matematik yoluyla ispatlanıp 1980’li yıllarda da deneylerle gösterilen “madde ötesi uzak etki”, subatomlar alanda gerçekleşiyordu.

Bu esrarengiz telepatik ilişkinin daha kolay anlaşılabilmesi için, atomlardan başlayarak hiçbir kütlenin kendi başına buyruk olmadığının kabul edilmesi gerekiyor. Kısaca her şeyin birbirleriyle bağlantılı ve “bir” olduğu kesin. Burada kanıtlanmış olan şey tam anlamıyla bir devrim.
Görüldüğü gibi evrende her şey aslında birbirleriyle bağlantılı ve birbirleriyle birlik içerisindedir. Hiç bir şey bu bütünsel enerjiden kendini ayırt edemiyor.

Zaten telepatinin de bizlere en üst düzeyde anlatmak istediği budur. Yoksa iki insanın zihninde bir tenis maçı gibi düşüncelerin oradan oraya aktarılması değil. Çok daha yüksek seviyede insanlar arasında, insanlarla hayvanlar, insanlarla bitkiler arasında, hücrelerle hücreler, atomlar arasında yani tüm varlıksal alanlarda bir birliğin mevcudiyetini göstermesidir.

Sonuç olarak bundan yaklaşık 150 yıl önce başlayan telepati araştırmaları her ne kadar uzun bir gelişim süreci göstermiş olsa da bizler hala telepati hakkındaki anlayışlarımızı geliştirmeye devam etmekteyiz. Metapsişik, parapsikoloji ve modern bilim alanlarının araştırmaları devam ettikçe de yeni yeni anlayışlara ulaşabilmemiz içten bile değil.


KAYNAKLAR

- Bilinmeyen Gücümüz – Dean Radin (Ruh ve Madde Yayınları)
- Telepati – Nusret S. Yılmaz (Ege Meta Yayınları)
- Parapsikoloji ve Felsefe - David Ray Griffin (Ruh ve Madde Yayınları)
- DDA Evren Dili – Ingo Swann (Ruh ve Madde Yayınları)
- Tüm Yönleriyle Medyomluk – Ergün Arıkdal (Ruh ve Madde Yayınları)
- Ölüm Sonrası – Colin Wilson (Ruh ve Madde Yayınları)
- Metapsişik Terimler Sözlüğü – Ergün Arıkdal (Ruh ve Madde Yayınları)
Freedom 481 YIL ÖNCE0YANITLA