KAYIT GİRİŞ

12. Sezon İkinci Yarı Hakkında

Futbol Sohbet Odası

TheKing Seviye 89

SERBEST KÜRSÜ

3 yıl önce - 29B okunma

Bu konunun içeriğini göremezsiniz

Sitemizde kullanıcılarımızın açmış olduğu konuları ziyaretçilere gösteremiyoruz. Bunun sebebi, büyük emekler ile oluşturulan içeriklerin bu dizi topluluğunu ileriye götürmesini istememizdir.

Lütfen bu konuyu görmek için 10 saniyenizi ayırıp aşağıdaki butonlarda herhangi birine tıklayarak ücretsiz kayıt olunuz. Kayıt olarak hem tüm içeriklere ücretsiz olarak erişim sağlayabilecek hem de aynı diziyi izlediğiniz insanlar ile tanışabileceksiniz.

YORUMLAR
DavyJones
Gururlan.

DavyJones 491 YIL ÖNCE14YANITLA
MrAzazel
FENERBAHÇE *.*
Lefter Fener'in efsanesidir!
"Ben Fenerbahçe Formasını Sırtımda Değil Başımda Taşıdım"
Efsaneler unutulmaz.
*Lefter*
*Can Bartu*
*Aykut Kocaman*
*Cemil Turan*
*Cihat Arman*
*Selçuk Yula*
*Deivid de Souza*
*Roberto Carlos*
*PvH*
Ve daha niceleri
Haa bir de, tabiki Alex!

MrAzazel 921 YIL ÖNCE14YANITLA
ütü-_-)
Severim ALEX kaptani ya adamin dibiydi.
ütü-_-) 871 YIL ÖNCE4
MrAzazel
Bu yorumum niye buraya geldi la ben bu konuya atmamıştım asddddrdqew
MrAzazel 921 YIL ÖNCE2
Asgard
"Şükrü Saraçoğlu perili stat. Burak'ın kaçırdığı golde büyü var." dedi adam, son nokta budur.
Asgard 601 YIL ÖNCE9YANITLA
Visur


bu söz Seba'nın değil, Vedat Okyar'ın ancak olsun. bu maçın özeti budur. hakemi de yendik, rakibi de. ayrıca görselde yanlış olmuş. Beşiktaş'ın ilk harfi büyük yazılır. Neyse, liderlik geri geldi kuzucuklarım. cha cha cha!
Visur 768 AY ÖNCE8YANITLA
Australis
#UmudumuzuBizdenSöküpAlamazlar
Liderlik koltuğu da pek bir rahatmış B)
Penaltı vermeseniz de olur her türlü alırız
Bu arada Olcay golden sonra secde edip hol aevinci yaşarken secdede ona çöp atan iğrenç insanları görmedik değil...
Australis 948 AY ÖNCE1
Visur
kazandık ancak sıkıntılar yok değil yaa. son zamanlarda bazı oyuncular pek formsuz. gomez ve olcay'ın gol sonrası bu formsuzluklarını atacağını umuyorum.

ve dostum trabzon seyircisinin genel özelliği bu yaa. ben oraya gidip küfür, yuh, yabancı madde yemeyen takım görmedim. rakip tarafından olumsuz bi hareket görmeseler de yapıyolar bunu, ilginç.
Visur 768 AY ÖNCE1
Australis
Aynen bu maçta ölü gibi oynadık çok güzel gol olacak pozisyonlar yakaladık ama topa bile yetişemiyorlardı. Neden böyle anlayamıuorum iyice formdan düştük. Takımı hep aynı isimler götürüyor. Bazı oyuncular çok saçma hatalar yaptı vs..
Bilic i özledim ya..
Australis 948 AY ÖNCE1
Pie!
bir Galatasaray'lı olarak, helal olsun avrupa kartal'ı!
Pie! 911 YIL ÖNCE7YANITLA
Celin
Nankatsu!

Ne olursa olsun o şapkayı başından çıkarmayan adam gibi adam Wakabayashi tabii ki<3

Celin E1 YIL ÖNCE6YANITLA
Cheİmpala
Tabiki bombili şutu çeten ikizler Emoji bunlar her maç kavga ederdi Emoji

Cheİmpala 811 YIL ÖNCE2
OzanDean2
Sut cekince kalecinin kelime-i şahadet getirdigi ofke sorunu olan bu adami unutmayin Emoji
OzanDean2 2816 GÜN ÖNCE0
Yusuf
Canınız Sağolsun.
Yusuf 991 YIL ÖNCE5YANITLA
HuanPa
Maalesef bu maçı kazanamadık ama benim beklediğim asıl maç 'Çek Cumhuriyeti' ile olan ^^ Özlemişlerdir bizi Emoji

HuanPa 572 YIL ÖNCE5YANITLA
StewieGr*
ey yüce Tanrı, fenerbahçe kalesini genişlet. Kaleciyi yerine sabitlet. Vurduğumuz her şut isabetli olsun, hızı x5 fazla olsun. Sen rakip ataklarını engelle, bol bol kırmızı kart göstert onlara. rakibin pas düzenini boz, taktik planlarını alt üst et, bize galibiyeti nasip et. 17 yıllık çile bitsin artık bu sene amin.

her like 1 amin. Emoji
StewieGr* 920 GÜN ÖNCE5YANITLA
katildans
Türkiye Milli Takımının hali ortada,Fenerbahçe ve beşiktaş malum bir durumda.O zaman tek çare GALATASARAY..Her zaman olduğu gibi TÜRK futbolunu gereken yerlere getirecektir.Ben buna inanıyorum.
katildans 463 YIL ÖNCE4YANITLA
Visur
ulan ilk 11'i görünce kızmıştım bilic'e. necip stoperde, opare sol bekte, tolgay yok diye. ama helal olsun lan. tolgay'ı tam zamanında aldı oyuna. serdar sağ bekteyken top ayağına ne zaman gelsee tırsardım (bkz: 1-2 yenildiğimiz olaylı gs maçı). ama necip'te, serdar'da, bilic'te yanılttı beni. helal olsun lan size helal olsun. herkes çok çok iyi oynadı. helal olsun lan, valla dicek başka bişi bulamıyom.

bi dipnotta opare için. sağda solda nerde oynarsan oyna ama hep böyle oyna canımı ye kara çocuk!

Visur 761 YIL ÖNCE4YANITLA
Melkor
Ülümünatiyi bulduğun için tebrik ederim onun haricinde Helal olsun be kartalım!
Melkor 991 YIL ÖNCE4YANITLA
Rihastle
A Grubu: Atletico Madrid, Juventus, Olympiakos, Malmö
B Grubu: Real Madrid, Basel, Liverpool, Ludogorets Razgrad
C Grubu: Benfica, Zenit, Leverkusen, Monaco
D Grubu: Arsenal, Dortmund, GALATASARAY, Anderlecht
E Grubu: Bayern Münih, Manchester City, CSKA Moskova, Roma
F Grubu: Barcelona, PSG, Ajax, APOEL
G Grubu: Chelsea, Schalke, Sporting, Maribor
H Grubu: Porto, Shakhtar Donetsk, Athletic Bilbao, BATE Borisov

Hey yavrum gruba bak Allah yardımcınız olsun!
Rihastle E2 YIL ÖNCE4YANITLA
Andreth
Olan var olmayan var kıskanırlar
#ChampionsLeague'e doyan var doymayan var kırılırlar
Andreth 131 YIL ÖNCE4YANITLA
MrAzazel
Aynen

MrAzazel 921 YIL ÖNCE7
Liberty
haydi bende şimdi fenerbahçenin 0 çektiği senenin resmini atayım sizde 8-0 atın it dalaşı yapalım. konuyu hortlattığımıza pişman etmeyin be arkadaşlar.
Liberty 621 YIL ÖNCE1
MrAzazel
@Liberty
8 atılan maça başlıyorum iyi dinle awaesddrdrdrd
MrAzazel 921 YIL ÖNCE3
Terrify
Büyük başarı tamda 4 4 luk
Terrify 291 YIL ÖNCE2
Andreth
Aynen
Andreth 131 YIL ÖNCE1
Andreth
Daha daha aynen
Andreth 131 YIL ÖNCE2
MrAzazel
Ulan hahaha galibiyet resimleri koy, araştırsan trabzonun bile bir sürü avrupa galibiyetini bulursun. ayrıca şunu sakın unutmayın, siz futbol kulübüsünüz spor değil
MrAzazel 921 YIL ÖNCE4
Azalea
@MrAzazel Galatasaray'ı sevmesende böyle bir şey diyemezsin. Bizim genel olarak her alanda Fenerbahçe'den daha fazla başarımız var. Genelde Türkiye'de futbol daha çok ilgi görse de dediğini alakasız buldum.
Azalea 321 YIL ÖNCE0
MrAzazel
@deanalone
Hahaha lütfen


inanmazsan Google'a "Dünyanın en fazla kupa kazanan spor kulübü" yazabilirsin, saygılar
MrAzazel 921 YIL ÖNCE5
Andreth
Hadi sen koy galibiyet resmi chelsea manu başka ? Galibiyetten kastın atremitossa bilemem ismin ne olduğu pek önemli değil haticeye değil neticeye bak avrupada fenerbahçeyi biliyor musunuz diye sorulunca o kim GALATASARAYda mı oynuyor deniliyor şunu unutma SİZİN HAYALLERİNİZİN BİTTİĞİ YERDE BİZİM GERÇEKLERIMIZ BAŞLAR
Andreth 131 YIL ÖNCE0
Terrify
Bir beşiktaşlı olarak bu duruma son kez mesaj atacağım turkeyin en başarılı spor kulübü fenerbahcedir. Bakınız spor futbol demedim
Terrify 291 YIL ÖNCE3
Liberty
ya anlam veremiyorum size. kedi köpek gibisiniz ya. kupa yarıştırıyorlar ne diyeyim ben size. şu konuya yorum attığıma bin pişman oldum lanet olsun ya. biri çıkmış olan var olmayan var yazmış. diğeri geçen sene 1 puan almış Galatasarayın puan durumunu atmış. sonra Galatasaray spor klubü değil demiş. ya aşırıya kaçmak istemiyorum ama Andreth ve Azazel ben sizin kadar gereksiz tartışma yaratan insan görmedim hayatımda ya. yav az bekle Galatasarayın karşılaştığı takımları paylaş şu konuda bunu paylaşmaktaki amacın ne güzel kardeşim ? bu kadar rezil rüsva durmadan sidik yarışı yapan insanlar olarak mı göstermek istiyorsunuz kendinizi. şu Ümit Özat hanzosunu haklı çıkartırsın sen azazel. Kadınlar futboldan anlamaz görüşü çok yanlış tamamen saçmalık ama seni ele alınca %100 doğru oluyor. diğer bayan arkadaşlar üstüne alınmasın bu yorumum tamamen azazele. bravo size pişman ettiniz haydi eyv.
Liberty 621 YIL ÖNCE0
Andreth
mahalle maçı kupalarıni sayıp uefa kupası ve uefa süper kupasını küçümseyen takım taraftarından birsey beklemezdin zaten ayrica besiktsli arkadasim gecen sezon Gs sampiyon olmasin diye birbirinizi yaladiginizida unutmadik
Andreth 131 YIL ÖNCE0
MrAzazel
Tmm













Bu arada kun isimli şahısın "Fenerbahçe Galatasaray'da mı oynuyor" diyen bir futbolcunun resmini paylaşması ironi çünkü o futbolcu Fenerbahçe'ye karşı oynamıştır, bilmemesine imkan yoktur.
MrAzazel 921 YIL ÖNCE5
HuanPa
bazı arkadaşlar kendi ülkesinin takımı yenildiği zaman bununla gurur duyacak kadar aciz ve küçük , keşke şaklabanlık konularında iyi olduğu kadar bu konularda da kendilerini geliştirip ne olursa olsun kendi ülkesinin takımını destekleyebilme medeniyetini gösterseydi.Üzerine kim alınıyorsa alınsın
HuanPa 571 YIL ÖNCE0
Moliarty
Yorum silmeyi sevmiyoruz size olan saygımızdan dolayı ama sizler ne foruma ne de kendinize yakışır yorumlar yapıyorsunuz. Lütfen işi komediye dökmeyin bu derece bağlılık benim gibi birçok kişiyi güldürüyor derdiniz bu olsun. Lütfen adabı ile konuşun tartışın. Forumu ilkokul seviyesine düşürmeyin benim senin takımın diye. İyi forumlar.
Moliarty 971 YIL ÖNCE1
MrAzazel
Pekala, bu muhabbet bitti. Sadece ligde ne kadar yenilmesini istediysem Avrupa Arenalarında o kadar kazanmasını istedim cimbomun. Ama böyle bizim yabancı takımlara yenilmemize veya CL'den elenmemize mutlu olanları gördükçe karşılık vermeden duramıyorum. Çünkü son nefesime kadar Fenerbahçe'mi savunmaya söz verdim. Ha, buraya geçen seneki kötü tabloyu attığımda çok mutlu oldum? Hayır. Yeminle gönlüm isterdi ki Galatasaray iyi bir istatistik çizsin.
Bu arada @Liberty isimli kullanıcıya bunu özelden yazdım, burada da gösterip sözümü bitiriyorum, iyi günler.

MrAzazel 921 YIL ÖNCE2
Andreth
Bende senden farklı düşünmüyorum mizah amaçlı paylaşmıştım sadece bende Avrupada ayrım yapmam bunlar gibi niceleri vardır neyae birbirimizi kırmaya deymez dostum


Andreth 131 YIL ÖNCE1
Liberty
son kez bende bi toparlayım başka yorum yapmayacağım. öncelikle azazelden özür diliyorum futboldan anlamıyorsun tarzı bi eleştiri yaptığım için. şimdi gelelim asıl konuya. ben artık sıkıldım her yerde Fenerbahçe - Galatasaray çekişmesinden. sürekli biz Türkiye'nin en iyisiyiz diyip duruyorlar birbirlerine. gerçi onlarda haklı medya ve spor yöneticileri bu iki takımı sürekli pohpohladıkları için insanlarda en iyisinin kendi takımı olduğunu düşünüyor. bizim medyamız yerli Barcelona - Real Madrid rekabeti yaratmaya çalışıyor. Yılmaz Özdil'in bi yazısını paylaşacağım tıpkı bilal oğlana anlatır gibi.

İskoçya.
Glasgow.
Aynı şehrin iki takımı.
Celtic ve Rangers.
Biri Katolik, öbürü Protestan.
Din derbisi...
(Katolik golcü Johnston, Rangers'a transfer olduğunda evi yakıldı. Maç, Johnston'un golüyle 1-0 kazanılsa bile, Rangers taraftarları "maç 0-0 bitti" diyordu. )

Arjantin.
Buenos Aires.
Aynı şehrin iki takımı.
Boca Juniors ve River Plate.
Birini İtalyan göçmenler kurdu, öbürünü öz be öz Arjantinliler.
Irk derbisi...
(Durum öyle vahim ki, sadece Bocalıların gömüleceği kabristan yapılıyor. Yani, mezara kadar...)

İtalya.
Roma.
Aynı şehrin iki takımı.
Lazio ve Roma.
Biri faşist, öbürü demokrat.
İdeoloji derbisi...
(Laziolular Mussolini'nin torunları... Zenci ya da Yahudi futbolcu istemiyorlar. Asıl isimleri SS Lazio... SS, societa sportiva... Yani, sportif müessese... Ama onlar için anlamı farklı... Roma'nın amblemi ise, Roma'nın kurucuları Romus ve Romulus'u emziren kurt figürü. Yani, parlamentonun ataları...)

İtalya. Milano.
Aynı şehrin iki takımı.
Inter ve Milan.
Biri kıro, öbürü asil.
Sınıf derbisi...
(Milan taraftarları arasında Dük'ler Baron'lar falan var.)

Romanya.
Bükreş.
Aynı şehrin iki takımı.
Steau ve Dinamo.
Biri asker, biri polis.
Derin devlet derbisi...
(Genel olarak birbirlerini dövüyorlar... Sonra birleşip, herkesi dövüyorlar...)

Türkiye.
İstanbul.
Aynı şehrin iki takımı.
Fenerbahçe ve Galatasaray.
Din ayrımı yok. Irk ayrımı yok. ideoloji ayrımı yok. Sınıf ayrımı yok. Asker-polis ayrımı yok. Zengin-fakir ayrımı yok. Eğitimli-cahil ayrımı yok...
Üstelik, dünyadaki ünlü derbilerden farklı olarak, taraftarları "aynı şehir" ile sınırlı değil.
Bütün ülkede var...

nede güzel anlatmış değil mi ? kıssadan hisse şu konuda sidik yarışı yapmak değilde daha hoş güzel şeyler paylaşalım. sizin için bir anısı olan maç olabilir, transfer haberi olabilir, maç öncesi düşünceleriniz olabilir. diyeceklerim bu kadar az evvel ki gereksiz tartışma içinde özür dilerim. mesela şöyle bi enteresan video paylaşayım.

Ath. Bilbao - Barcelona maçı İspanya Kral Kupası. iki takımda İspanyadan bağımsızlık isteyen bölgelerden çıkmış finale. İspanyol marşını protesto ediyorlar.


Liberty 621 YIL ÖNCE3
MrAzazel
Yemin ederim yazdığın şey o kadar anlam ifade ediyor ki. Fenerliyim ama bunu söyleyeceğim; derbiden sonra forma değiştiriyorlar Cristian Galatasaray formasını şortunun içine sokuyor, şampiyonluk kutlaması yapıyorlar Sneijder "Fener Ağlama" diyor. Neden, ne için? Sana o formayı giy diyen yok ama saygı duyup elinde tutsan, sen de kurşunlandığı halde şampiyonluk yarışını son haftalara kadar getiren Fenerbahçe'yi tebrik etsen olmaz mı? Futbol eskiden, futboldu. Şimdi takım otobüsüne saldırı düzenleyenler var, oradaki adamların annesinin evlatsız, karısının kocasız, evladının babasız kalacağını düşünmeden.
MrAzazel 921 YIL ÖNCE0
Auwlano
Bize futbolu sevdiren bir takım çıktı sonunda. Teşekkürler Beşiktaş. Her ne kadar kalbim Galatasaray için çarpsa da, harikaydı uçuşun dün gece.
Auwlano 862 YIL ÖNCE4YANITLA
Celin
Şu dört yıldızın asaletine bakınız..
Bu akşam senin için milat olsun cimbomum.
Celin E1 YIL ÖNCE4YANITLA
1CasTieL2
Bencifa ve Fener maçları zor diğerlerini rahat almanız lazım.
1CasTieL2 351 YIL ÖNCE1
Celin
Galip gelen taraf biz olduk! 5/1 yaptık hadi bakalım diğerlerinide kayıpsız atlatırız inşallah.

Siz hep gülün canlarım.

Celin E1 YIL ÖNCE2
Celin
5/2 oldu!
Dün ki maçın yıldızı bence kesinlikle Yasin idi. Çok şık paslar verdi.
Şuan lider beşiktaş averaj farkıyla fenerin önündeyiz.
Allah'ım puanların yakın olmasını bayılıyorum benim için lige ayrı bir heyecan geliyor!

Vee çarşambayı sabırsızlıkla beklemekteyim..


Celin E1 YIL ÖNCE1
moonbüke
Francesco Totti
moonbüke 621 YIL ÖNCE3YANITLA
MicHael#
Büyükler arasında rekabet olabilir boyutları kimi zaman ciddi olabilir lakin görüyorum ki fenerlisi galatasaraylısı adanalısı konyalısı hep birlikte Beşiktaşı destekledi . Hala kendi takımının taraftarlığı ağır basıp ecnebileri destekleyenler de yok değiller ki onları ben adam kategorisine koymuyorum . Dilerim perşembe günü Osmanlı-Konya ve Fenerbahçede güzel sonuçlar alır yüzümüz daha da güler . Böyle sonuçlara daha fazla ihtiyacımız var Emoji
MicHael# 581 AY ÖNCE3YANITLA
Visur
ya süper kupa maçı oynandı. uzatmaların sonuna kadar izledim. penaltıları izlemedim. soma için yapılan falan bi maçtı. soma'dan çok futbol ve futbolcular konuşuldu. yok volkan şöyle demiş, yok melo tüpkafanın elini sıkmamış falan. neyse bunları da geçtim. izlediğim kadarı ile sıkıcı ve keyifsiz bi maç idi. ligin keyifli geçmesi açısından iki takımında kendilerine gelmelerini temenni ediyorum. Onun dışında Karabükspor Stç Etienne'i yendi. Avrupa'ya ilk kez giden bi takım, ilk senesinde Uefa Avrupa Ligi'ne katılmak üzere. Karabükspor'u da çok çok tebrik ediyorum. Bu akşam ise Beşiktaş'ım oynayacak Arsenal ile Londra'da. Pek umudum yok ama umarım eleriz Wenger ustayı. Neyse bu genel futbol sohbetinden sonra asıl söylemek istediklerime geliyorum. Az önce forzabesiktas.com sitesinde bir hikaye okudum. Gerçek mi, kurgu mu bilmiyorum. Ama çok güzel duygular hissettim. Ve sadece bu hisler çerçevesinde yazıyı ekliyorum buraya. Bakın bizim taraftarımız daha iyi demek gibi bi amacım yok. yada siyasi göndermeler yapmak gibi amacımda yok. yazıyı beşiktaş taraftarı olarak okumadım. tarafsızca, edebi bi göz ile okudum. sizlerinde böyle okuyacağınızı temenni ediyorum. güzel bir hikaye, tekrar ediyorum farklı amaçlar içinde değilim ve gerçek mi kurgu mu bilmiyorum. çok beğendim ve ekliyorum. ben okurken fonda şu çalıyordu. isteyen açıp öyle okur. neyse, bahsi geçen hikaye;

BEŞİKTAŞLI MEHDİNİN ÖYKÜSÜ




Istanbul viyadüklerin çevrelediği bir örümcek ağıdır. Ağlarına yalnız bahtsızlar takılır. Parası olmayanların kaderleri değişmese de yerlerinin değistiği bir başlangıç, ya da sondur burası.

Hele öğlen kalkan ya da öğlen ulaşan otobüslerin yolcusuysanız bu hayata sarılma direncinizin ilk test yeri yine bu otogardır. Öğlen ezanı okunuyordu. Nisan'dı ama hala kaşkollara sarılmış insanlar, ciğerlerinden çıkan havayı kaşkolun içine üfleyerek ısınmaya çalışıyorlardı. Artvin'e gidecek otobüs yolcuları sigaralarından son bir fırt çekip, otobüsün basamaklarını çıkıyorlardı. Muavin bagaj kapaklarını kapattı, peron görevlisi içerideki yolcuları sayıp, kafasını arka kapıdan uzatıp bağırdı.

-22 numara, 22 numara....

22 numara yoktu. Tam o sırada bir ambulans yanaştı yan perona.

Ambulanstan, gözaltına kadar sakallı bir adam indi. Muavine el kol yapıp otobüsü durdurdu. Muavin

-Bagaj var mı?

Adam -Yok, ama cenazem var dedi.

Muavin yıkıldı. Çünkü ağzına kadar dolu bagajı indirip, tekrar yerleştirmek demekti bu. Peron zili çaldığı halde Artvin otobüsü hala bagajlarını topluyordu. Tabut orta kısma sürüldü, ambulans sessizce ayrıldı yan perondan.

Yolcular cama dayanmış, efkarlı gözlerle izliyordu olan biteni. Terden pembeleşmiş yüzüyle muavin adamı buyur etti içeri, otobus yola düştü. 22 numara yolcusunu merakla süzdü otobüs. Müsade isteyip yerine oturdu.

Yanındaki yolcu merakını kustu hemen, -Allah rahmet eylesin, yakınınmıydı?

Adam düşündü uzun uzun, 'Mehdi' benim neyim oluyor diye. İçini çekip, -Kardeşimdi, dedi.

Otobüs köprü üzerinden geçiyordu. Adam içinden, ' Mehdi, son kez hisset boğazı' diye geçirdi. Uzun yol başlıyordu. Adam kitabını açıp okumak istiyordu ama yanındaki yolcu kıpır kıpırdı. Sürekli içleniyor, vah vah çekiyordu.

-Kaç yaşındaydı? diye sordu yolcu.

Adam, -Tam olarak bilmiyorum, ama ben yaşlarındaydı.

-Yahu kardeşim diyorsun yaşını bilmiyorsun diyerek hayret dolu çıkıştı yolcu.

-Kardesim dediysem, öyle değil diye cevap verdi adam.

-Ya nasıl? dedi yolcu.

Uzun bir sohbet başlıyordu, otobüs İstanbul sınırlarından çıkarken.

-Mehdi'yi ilk kez hapishanede gardiyanlarla dövüşürken gördüm. Alt koğuşlarda, 1980 fraksiyonunun koğuşlarında kalıyordu. Orada kavga çıkınca bizim koğuşa postaladılar.

1980 fraksiyonu ile bizim koğuşun görüşleri ters olduğundan kimse yüzüne bakmadı Mehdi'nin. En dipte benim ranzanin sağ altına yatırdılar onu. Birkaç ay kimseyle konuşmadı. Yemek yaptı, topladı, çay dağıttı. Havalandırmada yalnız dolaşırdı.

Koğuş eğitimlerimize katılmazdı, 'annamam öyle seylerden' der kenara çekilirdi.



Anladım ki fraksiyoncu filan değil. Bir harita metod defterine gazetelerden resimler kesip yapıştırırdı geceleri. Her koğuş baskınında Jandarma o defteri bulur yırtardı. Bizim zulayı bilmediğinden her seferinde yeni defter bulur, bir dahaki

baskına kadar çalışmasına devam ederdi. Bir sonraki baskın tiyosu geldiğinde haline acıyıp, defterini bizim zulaya attım.

Jandarma döşek altını açıp defteri bulamayınca Mehdi hayretler içinde kaldı. Ona aldığımı söylemedim, merak ediyordum çünkü deftere neler yapıştırdığını. Herhalde karı-kız resimleridir, helâ için malzeme yapıyordur diye düşünüyordum.

Öyle ya Jandarma bulur bulmaz paramparça ediyordu defteri. Işıklar sönünce zuladan çıkardım defteri. Gözlerime inanamamıştım. Koğuşta kimsenin okumayıp bir kenara attığı, ziyaretlerde don, sigara sarılıp getirilen, iaşe sandıklarının üzerinde gelen ne kadar spor sayfası varsa ayıklanmış, içlerinden ne kadar Beşiktaş ile ilgili haber varsa kesilip bu deftere yapıştırılmıştı. Resimlerin kimilerinin üzerinde domates çekirdeği vardı, kimileri sonradan ütü vurulup düzleştirilmiş buruşukluktaydı. Ama herbirinin altında tarihi düşülmüş, önemli yerlerinin altı çizilmişti. İlginç gelmişti bana Mehdi.

Bir sabah yoklamasında yanında durdum. Pantolunuma soktuğum defteri arkadan sıkıştırdım eline. Şaşırdı.

Çocuk gibi sevindi. Teşekkür etmek istedi, konuşmadım onunla. Ajan damgası yiyebilirdim koğuşta. Havalandırmada yolumu kesti.'Sağol' dedi. Sigara tuttum ona. Çömeldik. 'Kimsin, necisin, ne arıyorsun siyasilerin mapushanesinde' dedim.

'Vallahi ben de bilmiyorum, neci olduğumu ben de bilmiyorum' dedi Mehdi. 'Peki anlat o zaman' dedim. Kimseye demek yok ama, söz mü?' dedi. 'Söz' dedim.

Eylül 80 yılıydı. Malum, stad bir tane. Ülke bir savaş yasıyor ama bizim derdimiz kapalıyı kaptırmama savaşı. Akşamdan yığıldık, sabahlıyoruz kapalının kapısında. Kimimizin koynunda şarap, kiminde emanet, kiminde yarım somun ekmek. Baskın yemeyelim

diye üçer üçer erketeye çıkıyoruz Maçka tarafina, Dolambahçeye, Spor Sergiye. Ben gece üç gibi Maçka'dayım. Motorcular geliyordu aşağıdan. Son seferinde karşıdan grup indirmiş, numayiş yapacaklarmış, dikkat et dediler.

Bıçkın delikanlıyız o zamanlar,s emtimizde numayişe tahammülümüz yok elbet. Bir o sokağa dalıyorum, bir bu sokağa derken bir baktım, o grup duvara tezahürat yazıyor. Allah dedim, çektim emaneti üzerlerine yürüdüm. On kişiydiler, dayak yerim ama hiç

olmazsa bir ikisini iyileştiririm dedim, ama beni görunce öcü görmüş gibi kaçmaya başladılar, ben de arkalarından.

Meğer benim hemen arkamda polis varmış, ben onları kovalıyorum, koşuyorum, polis hepimizin arkasından koşuyor. Girdik bir çıkmaz sokağa, çocuklar durdular, elleri havada, ben hala bana teslim oldular diye havalardayım. Polis arkadan ışık tutunca

uyandım, elimde emanet, kolum havada, megafondan 'at elindeki silahı' diye bagırıyor, ben kala kaldım. İçimden sıçtık şimdi dedim ama yırtarız. Çocuklar bilmem ne örgütünden, ben orada saf saf bir adam, polis minibüsünde Gayrettepe'ye vardık. Nezarete oturduk, 'geçmiş olsun'laştık. Çocuklar duvara yazı yazacaklarmış meğer, ben onları ne zannettim, güldüm kendi kendime, bir an önce salsalar da maça yetişsem diyorum hala.

Nezarette çocuklardan ayrılıp duvara yaslandım, sabah oluyordu, sigara tuttu arkamdan biri. Uzandım aldım, hırsızmış, basılmış evde salak. Durumu anlattım güldü bana. Rakip takımı tutuyormuş, iyi beklememişsin maçı nasılsa koyacaz size dedi.

Ağırıma gitti zırtapoz hırsızın lafı, koydum kafayı burnunun üstüne, dağıldı ağzı burnu. Apar topar çıkardılar dışarı. Tehditler savurdu bana. Hadi lan ikile, kodumun hırsızı dedim arkasından. Sabah dokuz gibi sorguya aldılar teker-teker.

Sıra bana geldi. Klasik sorgu odası işte. İçim rahat, ifadeyi verip gideceğim maça. Aaa, bir baktım bizim hırsızı da aldılar odaya, oturdu karşımda. Burnu tamponlu, sargı içinde. N'oldu lan yetmedi mi dedim. Koltuğunun altındaki silahı görünce yıkıldım.

Sivilmiş meğer, nezaretten laf almaya karışmış, nasıl yedim bu numarayı diye kendi kendime kızdım. Diğer çocukları salmışlar mahkemeye kadar, ama bizim kırık burun davasından 'memura karşı koyma ve darptan' kalakaldık.

Maç gitti, ama asil giden benim hayatımdı. Asker ertesi gün darbe yaptı. Memurun raporuna göre hala ben örgut uyesi zanlısıydım. Darbenin ilk günlerinde kurulan mahkemelere çıkartıldım. Konuşturmadılar bile. Sonrası o koğuş senin, bu koğuş benim.

Her koğuş derdimi anlattıkça bana ajan muamelesi yaptılar. Ben de kimseyle konuşmamaya başladım. Dışarıda hala bizim tribunden avukat çocuklar uğraşıyormuş ama yakalandığım grup çok sivriymiş, çok vukuatı varmış, yırtamaz demişler.

Ben de bir umuttur bekliyorum iki yıldır, ama şu gardiyanlara gıcık oluyorum, ne olduğumu bildiklerinden ne zaman maç kaybetse Beşiktaş abuk subuk hareket yapıyorlar, ben de dalıyorum, sonrası jandarma dayağı, bıktım, ağzımda diş kalmadı.

Otobus otobanı bitirmiş, yola döner dönmez, mola vermişti. Yolcuya kalsa hikâyenin devamını dinlemek için altına işemeye razıydı. İkide bir 'vah, vah' diyor, yorum yapmak istiyordu.

Adam aşağı indi, bir sigara yaktı. Hava soğumaya başlamıştı. Bagaj sıcak mıdır diye düşündü. Ölüler üşümezdi oysa. Çaylarla birlikte üst üste, hızlı,hızlı sigaralar içildi. Anons yapıldı, otobüs mola yerinden ayrıldı. Meraklı kulaklar dikildi,

VCD'de oynayan filmi kimse seyretmez olmuştu. Adam devam etti.

Mehdi'nin bir arkadaşı olmuştu artık. Okumamıştı, ama hayat onu yetiştirmişti. 'Bize katıl' dedim ona. Anlamam o işlerden, sevmem o işleri dedi. 'Olsun vakit başka türlü geçmez, gel otur akşamları sen de tartış bizimle' dedim. Koğus sorumlumuza durumu anlattım. 'Ajan olabilir' dedi.

Ben kefil oldum Mehdi'ye. Oturdu o akşam bizimle. Kısmetsiz Mehdi'nin ilk gecesi de şanssız başlamıştı aramızda. Okuma yapılacaktı. Zuladan kitaplar çıktı. Herkes harıl harıl okumaya başladı. Yan gözle Mehdi'yi seyrediyordum, okumak ne kelime, kitaba bakmıyordu bile, sonra harita metodunu soktu kitabının arasına, yine kendi dünyasına daldı. Ama onu bekleyen bir sürpriz vardı ki, okunan kitabın bölümü hakkında tartışma yapılacaktı geceyarısı. Okuma bitti. Bölüm bölüm herkes koğuş sorumlusunun sorduğu sorulara yanıt veriyordu.

Sıra Mehdi'ye geldi.

Ben gözlerimi kapadım, çıkacak cümbüşü ve Mehdi'nin sorumluluğunun bende olduğunu düşünerek başıma gelecekleri düşünüyordum.

Koğus sorumlusu sordu 'Mehdi, teoride yenilmek kişi benliğinde ideolojiyi zedeler mi?'



Ben yer yarılsa da içine girsem diye düşünürken Mehdi gırtlağını temizledi, konuşmaya başladı, kulaklarımı tıkadım.

'Bir harekete taraf olmak, eğer ona aşk ile bağlanmamışsan sana kaçacak çok fırsat bırakır.



İnsanın kendi dünyası bencillik üzerine kuruludur.

Benlik, bencillikten türemiştir. Teori diye tanımlanan hareket, insanın bencilliğini beslemezse kaybolur gider. İşte insanoğlu harekete saygıyı yitirmemek için aşkı doğurmuştur, beyninde aşk olmazsa benlik ya da bencillik, teoriyi zorunluluk haline getirir.

Teoride yenik düşmek, eğer teorinin insana salgıladığı aşk yoksa yenilmektir. Ben sevdalarıma hiç yenilmedim'.

Sessizlik oldu.

Kulaklarımı diktim sessizliğe. Felsefenin temel ilkeleri, bir adamın sözleri karşısında yenik düşmüştü. Işıklar söndü, herkes o gece öğretilen teoriyle aşkını koydu teraziye. Birkaç gece geçti. Koğuş sorumlusu Mehdi'yi istedi yanına. Ajan olup olmadığını dışarıdan sorgulamıştı.

Hiçbir kayıt yoktu. Direk sorgu yapacaktı. Havalandırma sırasında benle Mehdi'yi karşısına oturttu, hikayesini ona da anlattı Mehdi.

'Peki, sen bunca felsefe kitabıyla boğuşup vardığımız yargıları, bir aşka bağlayıp nasıl sonladın Mehdi?' dedi koğus sorumlusu.

'Siz hiç Beşiktaşlı oldunuz mu?' diye cevap verdi Mehdi ve devam etti. 'Yaşadığımız bu hayatı nasıl yaşayacağımızı biz kitaplardan öğrenmedik veya şu doğrudur diye kimse bize destur vermedi. Hayatı eğrisiyle doğrusuyla yaşadık dibine kadar.

Ve bizim yasayışlarımızın bize gösterdiği doğrular oldu, yeri geldi bizim yanlışlarımızı doğru uygulaması için abi olduk. Bir felsefemiz oldu yalnız yaşanmışlıklardan. Şimdi siz başkalarının hayat deneyimlerinden türettiği felsefe ile değil kendinizinkini, bir ülkenin kaderini çizme yarışına giriyorsunuz. Peki kendinizi, yeteneklerinizi ve harekete olan aşkınızı ne kadar biliyorsunuz? Veya bu coğrafyada yaşayanlar sizin için ne ifade ediyor?' diye konuştu Mehdi.

Ben yanılmıştım. Üniversiteler okumuştum, kitaplar yutmuştum, makalelerim çıkmıştı dergilerde ama Mehdi'nin Beşiktaşlılık üzerine yaptığı küçük bir yorum bile felsefemizin ne kadar kitaba ve teoriye bağlı olduğunu bana göstermişti.

İleriki günlerde Mehdi o bize biraz sığ ve argo jargonu ile Beşiktaşlılığı anlattı. O zamana kadar sporu, hele hele futbolu küçük burjuva eğlencesi olarak, toplumun afyonu sayan bizler, Beşiktaşlılık felsefesi içinde fanatik bir taraftar olup çıkmıştık.

Şimdi anlayabiliyorduk Mehdi'yi, bu kadar bir futbol takımını sevip, maçlardan, seyirden, gazetelerden, radyodan bu kadar uzak kaldığı halde Beşiktaş'ı bu kadar sevebilmesini. Çünkü sahada oynanan oyun değil, taraf olmanın hazzı yakıyordu ve bağlıyordu beynini.

82 yılında duruşmalarımız hızlanmıştı. Kararı çıkan kendi memleketine yakın cezaevine naklini istiyor, orada daha rahat edeceğini düşünüyordu. Mehdi'ye yapışan örgüt davası cok dallanmış, hakkında ağır kararlar çıkar hale gelmişti. Çok idam vardı ve Mehdi hala suçsuzluğunu kanıtlayamıyordu.

Bu arada çok uzun yıllardır şampiyon olamayan Beşiktaş sampiyonluğa koşuyordu. Akşam saat yedide herkes haberlere kulak kesmişken Mehdi bir an önce spor haberlerinin gelmesini bekliyordu. Yaza doğru karar çıktı,

devlet düzenini değiştirmek amaçlı suç örgütüne üye olmaktan idamı istenmişti Mehdi'nin. Hakim daha önce işlenmiş suçu olmadığından hafifletici sebeblerle cezasını müebbete çevirmişti. Bu tam bir yıkımdı.

Mehdi'yi sakinleştirmek için yanına gittim. Zaten sakindi ama hüzünlüydü.

'Şimdi olacak şey mi bu müebbet. Yani ben bir daha hiç Beşiktaş maçı seyredemeyecek miyim şimdi?' dedi Mehdi ve devam etti.

'Bir de benim sevdiğim vardı biliyor musun? O benim sevdiğimin farkında bile değildi ama ben onu çok severdim, bir veda bile edemedim.'

Mehdi sevdigi kızı uzun uzun anlattı bana. Yüzünü anlattı, ellerini anlattı, gülüşünü anlattı, evinin yönünü anlattı, bakışlarını anlattı.

Beynimde zehirli bir düşünce, o anlatırken, kızın resmini çizmişti gözümün önüne.

Söyleyemedim ama ben de âşık olmuştum o kıza, Mehdi'nin kızına.

Karara çıktıktan sonra temyiz istedi ama nafile. Artık buralarda kalmasının anlamı yoktu. Nakil istedi. Hem de kimselerin tahmin edemediği bir yere, Eskişehir'e, ki en kötü şartlardaki cezaeviydi o dönemin. Ama Beşiktaş orada oynayacaktı,

şampiyon olacağı maçı. İdare seve seve kabul etti, bir ilk yaz günü elinde bavul, ardında bizleri bırakıp çekip gitti. Giderken sanki mahpusluğa değil, İstanbul'dan Es-es deplasmanına giden çocuklar gibi bir tebessüm vardı yüzünde.

Otobüs geceyarısı Samsun otogarına girdi. Uykudan ağırlaşmış gözlerde bir hüzün vardı. Bütün otobüs bu hikâyeyi dinler olmuştu artık.

Yemekler yenildi otogarın lokantasında, adam hürmet görüyordu ve şoförlerin masasındaydı artık. Bir an önce otobüse dönüp Mehdi'yi dinlemek istiyorlardı. Oysa Mehdi bagajda kendi hikâyesinden habersiz, öylesine cansız toprağa doğru seyrine devam ediyordu.

'Sonra ne oldu, görüşebildiniz mi?'diye sordu şoför. Adam kaldığı yerden devam etti.

Bizim koğuş az bir ceza ile yırttı bu işten. Üçer beşer yıl yatıp çıkacaktık.

Bu sevince bir de Beşiktaş'ın Eskişehir'i 3-0 yenip şampiyon oluşu da eklenince, o gece hem Mehdi'yi anmak, hem de şampiyonluğu kutlamak için eğlence tertip ettik. Bir hafta sonra ben de ayrıldım oradan. Bursa hapisanesine sevk oldum, iyi bir yerdi.

Ama Eskişehir'den inanılmaz haberler geliyordu. Kıyım vardı, çok zor haber alabiliyorduk. Mehdi gelen sevklerle iyi haberlerini gönderiyordu, bir de boncukçuluğa merak sarmış, çakmak kılıfıydı, anahtarlıktı, siyah-beyaz hediyeler gönderiyordu bana. Ara sıra mektup da yazıyordu, ama yarısı yırtık, karalanmış ve silinmiş şekilde. Silinmeyen yerlerinde o kızdan bahsediyordu yine.

Küçük bir isyan var diye duyduk Eskişehir'de. İçim içimden gitti Mehdi dedim.

Bir şey olmamış ama sürmüşler doğuda bir yere, haber gelmedi sonraları. Ben tahliye oldum. Mehdi'yi aramaya koyuldum ama nafile. Eskişehir'deki isyanı o başlatmış. O yüzden gittiği yeri söylemiyorlardı. Avukatlar tuttum, işi kovaladım ama devir bizim devrimiz değildi.

Çaresiz İstanbul'a döndüm.

İçim içimi yiyordu. Mehdi'yi bulamıyordum. Arkadaşlarını buldum, Beşiktaş'ta. Onlar da kovalıyorlardı işi ama nafile. Birden karşıma o çıktı. O kız. Mehdi'nin sevdiği kız, Mehdi'yi sordu. Büyülenmiştim.Konuşamadım bir süre. Bir muhallebicide oturduk, uzun uzun anlattım ona olup bitenleri.

Ama içimin yağları eriyordu ona baktıkça. Sık görüşmeye başladık, bir süre sonra Mehdi'den çok birbirimiz hakkında konuşmaya başlamıştık.

Adam bunları anlatırken bir homurtu oldu otobüste, 'yapılır mı bu?' diyordu bir kısmı, diğer yandan 'niye olmasın ki' diyordu arka taraftakiler.

Otobüs Karadeniz'e paralel virajlari ala ala, sabaha karşı Vakfıkebir'e ulaşmışlardı. Adam konuşmaya devam etti, 'Onunla evlendim. Beşiktaş'ta ev tuttuk. Mehdi'den haber yoktu. İşsizdim. Zor geçiniyorduk.

Özal zamanına çabuk uymuştu koğuş arkadaşlarım. Reklamcı oldular, gazetelerde yazar oldular, hepsi yolunu buldu. Mehdi geliyordu aklıma ve söyledikleri. Hani o benlik bencilliğe dönmesi, aşkı, sevdası. Nerede kalmıştı o yüce teoriler. Hepsini bir çırpıda silmişti mahpus dostlarım.

Çocuğumuz da oldu bu sıkışıklıkta, adını koymakta tereddüt etmedik, 'Mehdi'. Onun alışkanlıkları bana geçmişti sanki. Tribün tayfası olmuştum, bir iş buldum sonraları. Kalem katipliği gibi bir şey belediyede. Yıllar geçti, Mehdi'den haber yoktu. Kimileri gördüğüne yemin ediyordu,

yeni açıkta. Ama ben görmedim. İzini sürmeyi bıraktım. Yıllar geçti aradan.

Bu sene bir maçta yeni açıkta bayrağını siyah-beyaza çeviren partililerin arasında görür gibi oldum sanki. Saçları beyazlamış bir adam peşinden koştum, yetişemedim. O muydu, değil miydi, çok kuşkulandım. Tekrar aklıma düştü Mehdi. Araştırmaya koyuldum ve buldum onu.

Dosyasını çabuk çabuk okudum. Mardin'de, Antep'te, Bingöl'de yatmış. Hastalanmış. Yaralanmış. Önceden suç işlediği maddeler Avrupa Birliği uyum yasalarıyla ortadan kalkınca suçları da ortadan kalkmış, sonra da Rahşan Hanım affından salıverilmiş.

Demek doğruymuş, oymus. Sonra muhtarlıkları dolaşıp kaydını aradım. Bulamadım. Ta ki geçen haftaya kadar.

Uyku çökmüştü otobüse. Artvin gözüküyordu, ama viraj, viraj, viraj. Ulaşılamayan bir kartal yuvasını andırıyordu Artvin.

Adam yorgunluktan kısılan sesi ile bitiriyordu hikâyesini. Geçen hafta iki polis geldi evime. Polis gelince bir korku aldı beni, mahpusluktan kalma alışkanlıkla. Bir kâğıt tutuşturdular elime. İstinye Devlet hastanesinden çağırıyorlardı beni. Ne için diye sordum, tesbit dediler. Ceketimi aldım çıktık.

Hastanenin bodrum katına indirdiler beni. Morg odasına bir sürgü açılmış, beyaz bir çarşafın başında bekliyordu morg bekçisi beni. Çarşafı kaldırdı, yatan Mehdi'ydi. Öylesine yaşlanmış, saçları beyaz, mutlu ve ihtiyar cesedi yatıyordu sedyede.

'Başınız sağolsun, giriş kaydına sizin isminizi yazmış yakını olarak, kardeşinizmis, Allah sabırlar versin!'

Morg kadar soğumuştu damarlarımdaki kan. Yıllardır aradığım adam karşımdaydı, sarıldım ona çaresiz. Evrakları hazırladılar, işlemleri yaptırdım. Ben ve bir tabut gecenin yarısı başbaşa kalmıştık. Doğum yeri gözüme çarptı Mehdi'nin. Artvin. Ertesi gün onu Artvin'e götürüp gömmeye karar verdim.

'Peki, kimi kimsesi kalmamış mı garibin Istanbul'da?' dedi muavin.

'Yok, ölmüş hepsi, eniştesi de devlet memuru olduğundan başım belaya girmesin diye bulaşmadı cenazeye' diye cevap verdi adam.

Artvin otogarına girdi otobüs. Omuzlar üzerine alındı Mehdi. Yukarı mahallede bir camiye götürdüler. Otobüs yolcuları cemaat olmuştu. İmam sordu, 'Merhumu nasıl bilirdiniz?' Hep bir ağızdan 'iyi bilirdik' sesi yankılandı.

Yalçın bir kayalık gibi mezarlıkta, kartal yuvasında buluştu toprakla Mehdi.

Ama aşkı hiç ölmemişti.

böyle işte. her takımın taraftarı candır. herkes kendine göre çok sever takımını. ama hikaye çok güzel be abi, yutkunduruyor adamı. umarım gerçek değil, kurgu bi hikayedir.
başka bir hikaye için; http://forzabesiktas.com/solumlavurdum.html#.U_vfLPl_tqU
Visur 762 YIL ÖNCE3YANITLA
cerenk
Herkes ülkenin şu durumundan dolayı giderken (gomez bile), quaresmanın türkiye benim 2.ülkem gibi asla bırakıp gitmem demesi Emoji
cerenk 194 AY ÖNCE3YANITLA
Daha fazla yükle