KAYIT GİRİŞ

Rob Benedict ile Geçen Sezon Hakkında

Björk

Visur Seviye 76

SİNEMA & TELEVİZYON & MÜZİK

2 yıl önce - 1B okunma

Bu konunun içeriğini göremezsiniz

Sitemizde kullanıcılarımızın açmış olduğu konuları ziyaretçilere gösteremiyoruz. Bunun sebebi, büyük emekler ile oluşturulan içeriklerin bu dizi topluluğunu ileriye götürmesini istememizdir.

Lütfen bu konuyu görmek için 10 saniyenizi ayırıp aşağıdaki butonlarda herhangi birine tıklayarak ücretsiz kayıt olunuz. Kayıt olarak hem tüm içeriklere ücretsiz olarak erişim sağlayabilecek hem de aynı diziyi izlediğiniz insanlar ile tanışabileceksiniz.

YORUMLAR
sleeper
içinde eğlendiğim harika bir sitesi var. http://bjork.com
bu da futbola bakış açısı :d "futbol bir üreme festivali gibi. tek bir yumurtaya girmeye çalışan on bir tane sperm. kalecinin haline acıyorum doğrusu."
sleeper 712 YIL ÖNCE4YANITLA
Crisezy
sucker punch filmindeki çalan Army Of Me şarkısıyla tanıdım Emoji Play dead şarkısı da favorimdir.
Crisezy 232 YIL ÖNCE2YANITLA
Visur
şimdi size uzun zamandır aklımda olan -cupcakemin aklıma soktuğu diyelim- fakat uzun süredir elimin değmediği bi björk tanıtımı yapıcam . albüm albüm, şarkı şarkı değerlendiricem kadınımı. uzun olacak. bu güncellemeyi neden konuyu açarken yazdığım şeyleri düzenleyerek yapmadığım, neden yeni bi yorum olarak attığımı merak edenler olabilir. konuyu uplamak istedim. o sadece bi girizgahtı. bu başlı başına ayrı bi yazı olacak.

caz, punk, rock, folk, trip-hop gibi birbirinden çok farklı tarzları başarıyla yapmış; duygusal, yaramaz, doğa sever, çılgın ve kalbi kırık bir kadının albümlerinde bize anlattığı hikayeleri sizlere aktarıcam. bunu bi sanatçı tanıtımı olarak değil de bir hikaye kitabı olarak algılayabilirsiniz.

sene 1976. henüz 11 yaşında küçük bir kız olan björk; ilk albümünü 77 senesinin aralık ayında yayınlamıştır. o yaşlarda müziğe olan ilgisi ve yeteneği keşfedilmiş bu kızımız; beatles, stevie wonder ve çeşitli izlanda yerel şarkılarını izlandaca söylemiş ve flütü ile eşlik etmiştir. bu albüm bir çocuk albümü olarak görülebilir ancak çok kaliteli eserler de çıkmıştır ortaya. beatles'ın the fool on the hill şarkısını; "alfur ut ur hol" adıyla yeniden söyleyen björk; şarkının orijinalinde yer alan flüt solosunu o yaşında bizzat kendisi çalarak ağızları açık bırakabilmektedir. alta mira, oliver gibi şarkılar tatil köylerinin mini disco şarkıları içine girebilecek tarzda çocuk şarkıları olabilir ancak; beatles, stevie wonder coverları (alfur ut ur hol, bukkola) ve açılış şarkısı Arabadrengurinn (the arab boy) gerçekten güzel, kaliteli eserlerdir. 11 yaşındaki kızımız björk'ün bu albümünün kapak tasarımı ise bizzat annesi tarafından yapılmıştır.



seneler 1979 olduğunda, björk artık 14-15 yaşlarına gelmiştir ve tappi tikkaras isimli ilk grubuna katılmıştır. bu grup ile birlikte punk ağırlıklı bir sound izleyen teenager björk; izlanda'nın yeni nesil müzisyenlerinin konu edildiği bir belgesele grubun iki şarkısını verdi. bu sayede bilinirliği artan björk; 86 yılına kadar tappi tikkaras ile çalıştı. aynı dönemde; yukarıda bahsi geçen belgeselde tanıtılan isimlerden bir kaçı ile Kukl isimli yeni bir grup kurdu. Tappi Tikkaras ve Kukl dağıldıktan sonra björk'ün ilk uluslarası üne kavuşan grubu Sugarcubes kuruldu.

björk albümünde; tappi tikkaras ve kukl gibi gruplarda müziğini, çevresini, kendisini geliştiren björk çoktan izlanda'da tanınan, bilinen bir isim haline gelmişti. 1987 yılında Sugarcubes; grubun ve björk'ün uluslararası arenada tanınırlığının önünü açacak olan single Birthday'i yayınladı. bu şarkı ve şarkının bulunduğu albüm Amerika'da piyasaya girdi. Björk'ün vokali artık sadece İzlanda'da değil, dünyanın değişik noktalarında da tanınır hale gelmişti. Björk'ün eşsiz sesi dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştı. Sugarcubes; yayınladıkları ikinci albümden sonra dağılınca Björk artık solo projelere yönelecek ve müzik tarihinde bir şeyler değiştirmeyi, devrim yapmayı başaran bir ikon haline gelecekti.

Sugarcubes ile yer yer heavy metal'e kaçan, oldukça sert bir sound izleyen björk'ün vokal yeteneği; pek çok farklı müzik tarzına cuk oturacak düzeydeydi. nitekim 1990 yılında çıkardığı ikinci solo albümü Gling-Glo (tik-tak, bizdeki saat sesinin izlandacası) klasik bir caz albümü idi. İzlanda'lı caz müzisyenlerinden oluşan bir trio (piyano, davul, kontrabas) ile beraber kaydettiği albümde; klasik şarkıların caz yorumları yer almakta idi. genel olarak neşe saçan bir albüm olan gling-glo'yu dinlediğinizde björk'ün ses rengini, müzikal yeteneğini daha yakından gözlemleme şansı doğacaktır. Bu albümün en dikkat çeken şarkıları;
Kata rokkar
Tondeleyo
Í dansi með þér (benim en sevdiğimdir, herkesçe bilinen caz şarkısı sway'in izlandacası olur. bizde athena çilek kokar diye söylemişti bunu.)
Það sést ekki sætari mey (iç karartıcı bir piyano solosu bulunan, yavaş tempo olarak ilerleyen fakat bir anda insana umut katan bir şarkı olmaktadır. bu albümdeki ikinci favorim olur.)

bu albümün en sevdiğim iki parçasını buraya ekliyorum. caz sever kardaşlarımız dinleyebilirler.



bu caz albümünün ardından björk'ün dünya müzik piyasasına en vurucu şekilde çıkmasını sağlayan, avant-garde ve deneysel müzik devriminin ayak sesi olan DEBUT albümü yayınlandı. seneler 1993'ü göstermekte idi. bu albümün soundu için kesin, net bir şey söylemek mümkün değil. crying ve human behaviour parçalarında caz esintileri görülürken; big time sensuality, venus as a boy ve violently happy gibi şarkılar pop şarkılarını andırmakta idi. aeroplane, the anchor song ise son derece deneysel, yenilikçi parçalar idi. albümün geneline bakıldığında o yıllarda örnekleri az görülen trip-hop ve deneysel müzik albümdeki etkisini göstermekte idi. albümde kullanılan enstrümantal genişlik oldukça fazla. enstrümanların kullanıldıkları yerler ise şahane. albümün belki de en can acıtan, en vurucu şarkısı play dead'de yaylılar, venus as a boy'da arp, come to me'de ise sadeece bas gitar ve davul mükemmele yakın şekilde güzel kullanılmıştı.

yeni, alışılmışın dışında şeyler dinlemeyi seven arkadaşlar bu albümü epey sevecektir. bana göre albümdeki her şarkı güzel ancak; play dead, crying, venus as a boy, come to me ve aeroplane bir adım önde olan parçalar. bu albüm ile björk; iki adet uluslarası ödül almış ve sesini dünyaya iyice duyurur hale gelmiştir.

takvimler 1995 senesini gösterdiğinde; björk'ün post isimli solo albümü yayınlandı. army of me gibi son gaz bi şarkı ile başlayan, headphones gibi görece daha sakin bir şarkı ile sona eren değişik bir albüm. deneyselliğin tavan yaptığı, bünyesinde hyperballad, i miss you, possibly maybe gibi hitlerin bulunduğu bir albüm. albüm; geneli itibari ile daha hareketli bir albüm olmakla beraber possibly maybe isimli çok damar bir şarkı bulundurmaktadır. army of me; sucker punch filminde kullanıldı sanıyorum. harekete geçmek isteyen, yeni bir şeyler yapmak için cesaret arayan bünyelerin dinleyip, kendini gaza getirebileceği bir albüm. army of me, enjoy, hyperballad, i miss you bu konudaki mükemmel şarkılardan biri. sözlerine bakıldığında bunu anlayabilirsiniz. army of me; iş ve okul hayatında, i miss you; aşk hayatında, hyperballad hayatın koşuşturmacasında size azim depolayabilecek şarkılar. possibly maybe ise björk'ün yazdığı belki de en "mutsuz" şarkıdır. bu albümde şu şarkıya ayrı bi parantez açmak isterim.



sözlerinin türkçe çevirisi;
dağda yaşıyoruz
tam da zirvesinde
çok güzel bir manzara var
dağın zirvesinden
her sabah uçurumun kenarına yürüyorum
ve küçük şeyler atıyorum uçurumdan aşağıya
araba parçaları, şişeler, mutfak eşyaları gibi
ve ya o an yerde ne bulabilirsem

benim için artık bir alışkanlık
haline geldi,
bir güne başlama şekli

bütün bunları yapıyorum
her sabah siz daha uyanmadan önce
bu şekilde daha mutlu hissedebiliyorum
sizlerin yanında güvendeyken

sabahın erken vakti
henüz kimse uyanmış değil
yine uçurumuma geldim
hala aşağı bir şeyler atıyorum
ve aşağı düşerken
çıkardıkları sesleri dinliyorum
gözlerimle takip ediyorum onları çarpıp parçalandıkları ana kadar
vücudumun nasıl bir ses çıkaracağını hayal ediyorum
o kayalara çarptığı anda

gövdem yere indiğinde
gözlerim
açık mı olur yoksa kapalı mı?

bütün bunları yapıyorum
sabahları siz daha uyanmadan önce
bu şekilde daha mutlu hissedebiliyorum
sizlerin yanında güvendeyken

intihar düşüncesi ile yaşayan, güne başlayan bir kadının hikayesi. intiharı düşünüp, uçurumun kenarına her sabah giden fakat her seferinde vazgeçen bir kadının hikayesi anlatılır bu şarkıda. her sabah uçurumun kenarına gider, atlamayı düşünür. gövdesi yere ulaştığında gözleri açık mı olur kapalı mı olur, bunu düşünür. bu şekilde mutlu olabildiğini söyler björk bu şarkıda. melodisi, ritmi ve vokalleri itibariyle mutlu şeyler hissettiren bu şarkı aslında tamamen karanlık, puslu bir şarkıdır. intihar düşüncesini bu pencereden başka bir şarkıda dinleyebileceğinizi düşünmüyorum. björk'ü yada şarkıda anlattığı insanı intihardan her seferinde vazgeçiren ama her sabah oraya götüren his, düşünce nedir? bilemiyoruz. tahmin edebiliyoruz. her sabah o uçurumun kenarında atlamayı hayal ederken kapılınan melankolinin güzelliği mi? olabilir. alışkanlık mı? olabilir. hayatını sonlandırabilme özgürlüğünün farkına varılması, bu özgürlüğün sahiplenilmesi ve bu özgürlüğün farkındalığının vermiş olduğu mutluluk, yaşama sarılabilme konusunda o bünyeye verdiği enerji mi? olabilir.

müzikal olarak basit, sıradan eserler yapmayan björk; şarkı sözlerinde de derinlikten vazgeçmiyor. bizlere bir şeyler anlatmak istiyor. kimi zaman politik, toplumsal. kimi zaman bireysel, karamsar, içsel. björk işte bu yüzden bu kadar güzel, önemli bir kadın.

post albümündeki şarkıların çeşitli sanatçılar tarafından yapılmış remixlerinin bulunduğu telegram isimli bir albüm daha var. o da dinlenilesi. hele hyperballad'ın brodsky quartet versiyonu nefes kesici.

gelelim björk'ün en karanlık albümlerine. sene 1997'de homogenic çıkıyor. björk'ün karanlık, içine kapanık dönemlerinin başlangıcı olan bir albüm. aslında post albümünde yer alan hyperballad ve possibly maybe ile bu eğilimlerin başladığı gözlemlenebilir. ama asıl içe kapanma homogenic ile başlıyor, vespertine ile devam ediyor. karanlık bir ormanda yalnız başınıza geziniyormuşsunuz hissi veren hunter ile başlayan albümde björk'ün iç dünyasına bir yolculuğa çıkıyorsunuz aslında. ardından gelen joga; björk'ün en yakın arkadaşıa yazdığı, klibinde anavatanı izlanda'yı ve oraya duyduğu özlemi bize yansıttığı; en taş kalpli adamları bile ağlatabilecek yanıklıkta bir şarkı. 5 years, immature, all is full of love ve bachelorette; björk'ün vokalinin, güçlü sesinin öne çıktığı en taş parçalardan. homogenic albümünde iki parçadan ayrıca bahsetmek istiyorum. biri bacholerette. klibinde;



björk'ün kazandığı ünü tüm deliliği ile sorguladığını görmekteyiz. bu şarkının klibi bize bir hikaye anlatır. bahçesinde, sayfaları boş bir kitap bulan björk; kitabı açar ve kitap kendiliğinden bir günlüğe dönüşür. björk kitap ile beraber şöhret basamaklarını birer birer çıkar ancak bu işin doğası, sarmaşıklar peşini bırakmaz. en sonunda kitabı bırakır, yeşillikler içinde kendi müziğini özgürce yapabilmektedir. klipte my story adlı oyun ile sahneye çıkar ve her şey bir döngüye girer. björk bu döngüyü kendi içine dönerek kırar. burada kendi teorilerimden bahsetmek istiyorum. bahçesinde, yani kendi içinde, bulduğu kitap müziktir. onu keşfettiği anda o kitap ile yükselir, yükselir. kendi hikayesini kitap sayesinde anlatabilmektedir. ancak dış dünyanın onu soktuğu döngü, zorladığı şeyler, endüstriyel dünya björk'ü mutlu etmez. kaçmaya ve döngüyü kırmaya çalışır. en sonunda bir odada sarmaşıkların kitabı almasına, gömmesine izin verir. artık kendi bahçesine geri dönebilmiş ve müziğini aşkla söylemeye devam edebilmektedir. farklı kıyafetlerdeki aynı adamların, kitabı yani müziğini kullanmasına dur diyebilmiştir. mutludur. böylesine sistem eleştrisi yüklü bu klip bizlere björk'ün dünyası ile ilgili çok fazla ipucu sunar.

onun asla sıradan bir sanatçı olmadığını, içten içe attığı her adımın sonuçlarını sorguladığını ve kabullenemediği durumlar olduğunu gösterir. dediğim gibi björk müziği, vokali, sözleri, klipleri, sahne performansları ile asla sıradan bir kadın olmamıştır. bachelorette'nin sözlerine baktığımızda ise; aşk şarkısı gibi durmaktadır bu şarkı.

ben kadın figüründe
bir çeşmeyim kan akıtan
sense yanıbaşıma konan bir kuşsun
girdabıma kapılmış

iç beni ki - gerçek olduğumu hissedeyim
ıslat minik gaganı bu suda
oynadığımız oyun hayat'tır
aşk ise iki kişilik bir rüya

şimdi beni bırakıp geceye geri dön
med-cezir sana yol gösterecek
eğer adımı unutursan yok olur gidersin
körfezde avlanmış bir katil balina gibi

ben korlarla döşenmiş bir yolum
ayaklarının altında yanıyorum
bu yolda yürüyen teş kişi sensin
yürüyebileceğin tek yol benim

ben sudaki gizli bir fısıltıyım
sadece senin duyabileceğin
sen uzaklara gidensin
her yanıma çağırışımda

şimdi beni bırakıp geceye geri dön
med-cezir sana yol gösterecek
eğer adımı unutursan yok olur gidersin
körfezde avlanmış bir katil balina gibi

ben meyvası kalpler olan bir ağacım
içlerinden birini senin aldığın.
sen davetsiz bir elsin
kırdığın dal benim

hayat korkuların dizildiği bir kolye
ağlamadığın gözyaşların birer birer ipe dizilmiş
aşkımız onları çözüp dağıtacak - yanıma gel
beni sevmek en kolayı...

björk tarafından bir adama söylenmiş olabileceği gibi, björk'ün müzik aşkını yansıtan bir şarkı da olabilir. müzik sanki canlanıp kanlanıp dile gelmiş ve björk'e bu sözleri haykırıyor. kliple paralel düşünülürse her dizede daha da net anlaşılabilir bu durum. bu şarkının sözleri üzerine sayfalarca konuşabilirim ama geçelim diğer şarkıya.

all is full of love.

homogenic'in kapanış şarkısı. aslında bir sonraki vespertine albümü için düşünülmüş bir şarkı. ancak homogenic'in sonuna konulmuş ve yumuşak bir geçiş sağlanmış. şarkının öyküsü de klibi de oldukça ilginç. öncelikle şarkının yazılış öyküsünü anlatan bir ekşi sözlük entrysi ile başlayalım. sonra sözlerine ve klibe geçerim.



ingilizcesi olan arkadaşlar google'da ricardo lopez ismini aratarak, konunun doğruluğunu test edebilirler. gelelim şarkının sözlerine;

Aşkı vermiş olacaksın
Onu dikkat etmiş olacaksın
Aşkı vermiş olacaksın
Buna güvenmek zorundasın

Belki kaynaklardan değil
Kendininkini yetiştireceksin
Belki yönlerden değil
Bakıyor olduğun

Başını etrafa çevir,
Her şeyi etrafında,
Her şey aşk dolu
Her şey etrafında

Her şey aşk dolu,
Sadece almıyorsun
Her şey aşk dolu,
Telefonun çekim alanı dışında,
Her şey aşk dolu,
Kapıların hep kapalı,
Her şey aşk dolu

ricardo lopez'e her şey etrafında, her şey, her tarafın aşk dolu diye seslenen, öğüt veren bir şarkı. sadece almıyorsun, kendini kapatmışsın, her şey aşk dolu, uzan ve al, çaba sarfet diye bağırıyor resmen şarkı. kafası karışmış, takıntılı bir albüme bundan daha güzel nasıl seslenilebilir bilmiyorum.


klibinde ise; björk'ün suretini barındıran iki robot sevişmektedir. ilginçtir. ama derin anlamlar barındırdığı aşikar. yazı gittikçe uzuyor. isteyene bilahare klipten de bahsedebilirim, özelden.

gelelim vespertine'ye. vespertine; şu dünya üzerinde bir kadının iç dünyasını anlatan; aşklarını, hayal kırıklıklarını anlayabileceğiniz en güzel albüm. kar yağarken dinlenmesi ayrıca keyif veren (tecrübeyle sabit) bir kadın albümü. björk'ün tüm kadınlığıyla, duygu dünyasıyla karşımıza çıktığı bir albüm. sound olarak iyice deneyselliğe kaçan bir albüm. arplar, çıtırtılar, patırtılar, buz üstünde yürüyen ayak sesleri, auroralar, music box'lar kullanılmış. royal opera house konserinde bambaşka bir boyuta geçen harika bir albüm.

yeterince uzun bir yazı oldu. vespertine ve daha sonrasını, björk'ün iç dünyasının derinliğini, politik duruşunu, kadın olarak müzik piyasasında yaşadığı cinsiyetçi yaklaşımları bir sonraki yoruma bırakıyorum. ilk bölüm olarak bu kadarı yeterli. ikinci ve belki üçüncü bölümü ne zaman yazarım bilmiyorum. şu an halim yok. yazdıkça daha da vuruluyorum, sarhoş oluyorum björk ile. takipte kalın.
Visur 764 AY ÖNCE2YANITLA
moonbüke
Özel güçlerin var?
moonbüke 624 AY ÖNCE1
sinemgfb
Severim..
Son albümü o kadar sık dinlemesem de playlistimin vazgeçilmezlerindendir..
sinemgfb 752 YIL ÖNCE2YANITLA
Deancome
İyiymiş Emoji
Deancome 32 YIL ÖNCE2YANITLA
damla_oz
İlk defa duyuyorum , sayenizde deneme fırsatım oldu. Teşekkürler Emoji
damla_oz 292 YIL ÖNCE2YANITLA
CupCake
Himmmmm Bücörk. Kenan senden hiç beklemezdim, bu kadar sade bir tanıtım, hemide Björk için!
Evet malum kişiler tarafından ilk başta silah zoruyla dinlediğim sanatçı. Daha doğrusu bir kaç şarkısını demeliyim, Crystallyne-böyle yazılmıyordu biliyorum-şarkısını dinlemiştim daha önce. Dinledikçe daha çok sevdim bir kaç şarkısını. Ama üzülerek söylemeliyim ki, pek muhteşem diyemem. Bu kadar!
CupCake 802 YIL ÖNCE1YANITLA
Visur
güncellemek aklımda vardı bi süredir(uzun redd analizinden beri). güncelleyeyim mi?
Visur 762 YIL ÖNCE1YANITLA
CupCake
Off ben istiyom diye hemen güncellemene gerek yoktu xd Şaka bir yana, teknik bilgi dışında kişisel düşünce ağırlıklı bir tanıtma yazını isteriz cınım.
CupCake 802 YIL ÖNCE1YANITLA
Visur
Son allbümüde dinlemeni öneririm mutlaka. Biraz fazla elektronik öğeler bulundurmakta,bu yüzden sıkıcı olabilir belki ama Visur burada raat olun. Onunda çözümü var Emoji

son albümden sonra çıkan ve içinde son albüm şarkılarının remixlerinin bulunduğu Bastard albümünde ki ahanda bu remix gün içinde ki tüm sıkıntı,stresini alacak eminim.
Visur 762 YIL ÖNCE1YANITLA